Regresyon ve Geçmiş Yaşamlar Terapisi

Arayışınız Işığınızdır

Regresyon ve Geçmiş Yaşamlar Terapisi

26 Ocak 2019 İletişim 0

Regresyon terapileri denen çalışmalar ile ortaya çıkan bilgiler çok tartışılır. Geçmiş yaşam yoktur diyen pek çok kişi, deneyimler ile ulaşılan bilgilere mantıklı açıklama bulamazlar. Bilinçaltı denilen alan sadece mevcut bedenin kendi yaşamındaki hatıralar ile kaplıysa, farklı zamanlarla ilgili ortaya çıkan bilgiler nerden geliyor?

Geçmiş yaşamlarımız var mı yok mu? Uzun yıllar cevap aradığım bir soruydu… Kendim olmadığımı bildiğim pek çok hikayeyi çoğunlukta rüyalarda ama sıklıkla uyanık bilincimde de yaşama deneyimlerim mevcuttu ve mantıklı cevap arıyordum. Zamanı lineer olarak algıladığımızdan olsa gerek, soruma karşılık gelen bilgileri bir türlü hazmedemiyordum. Nasıl ki zamanın sadece lineer olmadığını küresel ve bütün bir zamanın var olduğunu öğrenmeye başladığımda bazı cevaplar bulmaya başladım. Bu gün artık bilim, pek çok lineer zaman açılımının aynı anda birbirine dolanık ya da paralel olarak var olduğunu, geçmişle şimdi ve yarının aynı anda var olduğunu ve birbirinden etkilendiğini kabul ediyor. Bu yüzden geçmiş yaşamlar kavramı eksik bir kavramdır. Hint kültüründe var olan reenkarnasyon bilgilerine bakış açımızın da değişmesi bu nedenle zorunludur. Sıralı ard arda yaşanmış hayatlar yerine, aynı anda gerçekleşen çoklu enkarneler ve yaşam tezahürleri olarak algılamaya çalışmak konuya daha bilimsel bakış açısıdır. Ünlü kitap Cloud Atlas (Bulut Atlası), filme çevrildiğinde bu konuyu aktarmaya çalışmıştır. Filmde farklı yüzyıllar içindeki kahramanlar, yani aynı kişilerin hikayelerinin diğer zamanı nasıl etkilediği işleniyor. Filmde kişinin bir yaşamındaki öğrenmesinin gerçekleşmesi, diğer yaşamlardaki hikayesinin yolunu değiştiriyor, yani ruhsal özbilgi seviyesine kayıtlanıyor.

Ruhun özbilgisi kavramı için, tüm ruhçuluk bilgilerinin ortak noktası olan tekamül yasalarının devrede olduğunu söyleyelim. Tekamül yasasına göre ruhun bir konudaki deneyimi sonucunda aşılması gereken bilgi, öz bilgi seviyesine gelmeden aşılamaz. Bu şu demektir, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu ve yapılmaması gerektiğini, sadece hırsızlık yapıp sonuçlarını yaşarken özbilgi seviyenizde kaydedersiniz. Deneyimlenmemiş bilginin ruhun özbilgi seviyesine kaydedilmeyeceğini ünlü ruhçu Bedri Ruhselman “İlahi Nizam ve Kainat” kitabında ayrıntılarıyla anlatmıştır ki, dünyadaki pek çok ruhçuyla ortak bir yaklaşımdır.

Edgar Cayce, Madama Blavatsky, Rudolf Steiner, Michael Newton, Luis Hay, Dolores Cannon gibi isimler ruhun gizemleri üstüne ve reenkarnasyon ile ilgili çalışmış ve bilgilerini kitaplarıyla aktarmışlardır. Ruh aileleri, tekamül gerçekleri, karma, enkarne olmak gibi kavramlar ruhçuluğun yaklaşımlarını anlatır. Holotropik Nefes ile tanınan ünlü pskyatr Stanislav Grof, Kozmik Oyun adlı kitabında nefes çalışmaları sırasında tüm vakaların geçmiş yaşamlarına gittiğini ayrıntılarıyla anlatır.

C. G. Jung bu deneyimlere kolektif şuurdışı terimiyle açıklama yapar. Bu şuurun geniş atasal, ırksal, ve kolektif anılar, insanlığın tüm tarihi ve kültürel mirasını içerdiğini söyler. Aynca Jung’un arşetipler dediği ilksel düzenleyici ilkeler vardır. Jung’a göre arşetipler, ruhumuzdaki süreçler kadar dünyadaki olayları da yönetir. Aynca mitolojik gerçeklik ve tanrısal güçlerin birliği, ruhun sonsuz derecede zengin dünyasının ardındaki yaratıcı güçtür. Holotropik nefes sağlandığında, kolektif şuurdışının içerikleri bilinçli olarak deneyimlenebilir. Holotropik kelimesi Holo (Bütünleşme) ile terapi kelimesinin birleşimidir. Bilincin kendi varlıksallığını algıladığı alandan dışarı çıkıp, bütünsel bir bilincin içinde yolculuk yapması mümkündür. Pek çok yöntem bilindışı bu deneyimler için kullanılmakla birlikte nefes; holistik bilinç haline geçmenin en kolay ve en zararsız yoludur.

Hipnoz ya da nefes ile gerçekleştirilen regresyon terapilerinde ulaşılan farklı bilgilere, geçmiş yaşam yoktur diyenler mantıklı açıklama bulamazlar. Bilinçaltında depolanan bilgilerin uzanımı olarak oluşan sanrısal hikayeler diye tanımlayıp geçmek konuyu ciddiye almamaktır, yetersizdir. Bilinçaltı denilen alan sadece mevcut bedenin kendi yaşamındaki hatıralar ile kaplıysa, farklı zamanlarla ilgili ortaya çıkan bilgiler nerden geliyor? Bana göre bu görülere bir ad koymak gerekiyorsa ‘Eş Yaşamlar’ demeyi uygun buluyorum. Ama yine de regresyon uygulama sırasında izlemlenenler sadece eş yaşamlar değildir.

Bana göre bilindışı görüleme sırasında oluşan hikayelerin geldiği üç ayrı alan var:

a) DNA kayıtlarımızdan, yani atasal geçmişimizden,

b) Tüm insanlığın kayıtlarını içeren ortak bilgi havuzundan

c) Kendimizin yani ruhumuzun(eş) yaşamlarından…

Bu üç bilgi havuzu, iç içe yuvarlak daireler halinde bedenin bireysel alanı içinde mevcuttur. Bu bireysel alanın hangi dairesine ulaşırsanız o alandan bilgi çekersiniz.  Farklı bilinç halleri dediğimiz hipnotik durumlarda farklı farklı alanlara ulaşmak mümkündür. Bazı teknikler ile DNA alanınıza ulaşırken ataların kayıtları ve mevcut bedenin yaşam hafızası ile kendi bilinçaltı kayıtlarınızla karşılaşırsınız. Bazı teknikler ile kolektif akaşa kayıtlarına girersiniz.

Kolektif akaşanın bilgi havuzuna girdiğinizde, aslında sizin ya da atanızın yaşamadığı bir hikayenin içinde olmak mümkündür. Bu sırada tıpkı bir similasyon içine girmiş gibi hikâyeleri siz yaşıyor gibi deneyimlersiniz. Bu durum; eğitiminiz sırasında sizin almadığınız bir dersin video notlarını o derse giren bir arkadaşınızdan almak gibidir. O kişinin derse katılımının video kayıtlarını izlerken siz de “O” olursunuz ve izlersiniz regresyon terapisi sırasında. Peki bunu neden yaşıyoruz acaba?

Benim cevabım şudur; nasıl ki her üniversitenin her dönem mezun sayısı ile ilgili kotası varsa, ruhların tekamülleri içinde bir hedef sayı vardır. Dünya çok farklı başlangıç ve bitiş döngüleri yaşamaktadır ve her dönem dünya akademisinde bir öğretim dönemi gibidir. Sona yaklaşan her döngünün sonunda bitirme sınavları yoğunlaşır. Derslerin hepsinden başarılı olmasa da mezuniyete yakın öğrencilere kolaylıklar ve haklar tanınır ki, mezun sayısı yükselsin. Bana göre, Regresyon terapisi sırasında kendimize ait olmayan deneyimleri gözlüyor-yaşıyor olmamız, mezuniyet için bize tanınan en güzel haklardan birisidir. Ruhsal tekamüldeki her yükseliş, dünyanın iyileşmesi için görev aşamasına yükselen varlık sayısının artmasına ve değişimi sağlayacak kritik kütlenin büyümesine hizmet eder.

Dünya ve insan bilincinin yükselmesi kavramı artık çok olağan bir söylem haline gelmiştir. Ve kritik kütle teorisi denen teoriye göre, norm halde olan olağan topluluk içindeki her birim genel durum içindeyken, dönüşmüş ya da değişmiş belli bir sayıya ulaşan grup, tüm topluluğu da değiştirme gücü yaratır. 100 maymun deneyi bunu anlatan en güzel örnektir. Ayna nöronlarımızın bir network ağı gibi birbirine bağlı olmasının net bir şekilde tespit edilmiş olması nedeniyle, kritik kitleye ulaşan bir değişim grubunun tüm ağı etkileyerek değiştirmesi yaklaşımı bilimsellik kazanmıştır.

Bazı regresyonlarda ise salt kendi eş yaşamlarınıza girersiniz. Seçimini yapmadığınız bir olasılık evreninize ait deneyimler gözlemleyebilirsiniz. Tüm bu izlemlerde kendi zaman kürenizin küreselliği içinde yol alarak gözlemler yaşarsınız. Uyanık bilincinizde ve lineer zaman akışınız içinde iken ulaşamazsınız o bilgilere, çünkü zihin zaman algınız buna engel olur. Aslında tüm yaşamlarınız küresel zaman içinde aynı anda gerçekleşmektedir. Toltekler, savaşçının; merkezden çıkan bir sürü zaman koridoru kolunun döndüğü bir çarkın ortasında oturduğunu söyler. Ben bu tanımı Zaman anlamına gelen DEHR (İnsan) suresindeki selsebil kavramında da yakalıyorum. Müttekiler selsebilin ortasındaki tahtta oturur ve etraflarında saçılmış ve ölçülmüş kaderlerde-yörüngelerde saltanat süren Vildanlarlar vardır. Vildanlar görünmeyen bağlar ile merkeze bağlıdır. “Biz Vildanları dilediğimiz benzer eşleriyle değiştiriz” diyen ayetler bana çok şey anlatır. (DEHR 18-19-20-21)

Dehr Suresi; ” Hel etâ alâl insâni hînun mined dehri lem yekun şey’en mezkûrâ” ile başlar ve bir araya toplanmış, karışık henüz açılmamış küresel zaman içinden ölçülerek açılan lineer bir zaman içinde insanın yaratıldığını söyler. Paralel Evrenler ve Eşbenler teorisini açıklamakta bana göre çok aydınlatıcıdır Dehr Suresi.

Tüm zamanların merkezinde olduğu söylenen ruhun tecrübeleri ile yaşanan bedenin tecrübeleri farklı tabakalardadır. Bedenin tecrübeleri lineer zaman deneyimleridir. Ruhun tecrübeleri ise tüm zamanlarının küresel yapıdaki bilgileridir. Bedenlerin edindiği bilgiler olgunlaşınca, merkezdeki ruha iletilerek özbilgi haline gelir. Bu yüzden bir bilgi ruhun özbilgisi haline gelmedikçe aynı deneyim dairelerinde döner dururuz. Ve özbilgi haline getirmemiz gereken bilgiler nedeniyle hayatımızda tekrarlayan tıkanıklık çemberleri vardır. Sürekli iflas etmek, sürekli aynı nedenle boşanmak, sürekli aynı nedenli başarısılıklar gibi… İlkinde öğrenmediğimiz konuyu tekrar tekrar yaşadığımızda farkına varır ve anlarız ki, o dersi bir türlü geçemiyoruzdur. İşte bu tür farkındalıklar sırasında regresyon deneyimleri bize göremediğimiz şeyi görebilmek konusunda yardımcı olan kapıları açar.

Bu kapıya girmek ve deneyimlediğimiz similasyonun öğretisini kavrayabilmek, bize verilmiş olağanüstü bir hediyedir. Regresyon deneyimleri yaşamaya başladığımızda; bilmem hangi devirdeki kraldım, savaşçıydım, ustaydım, cadıydım, köleydim, kadındım, erkektim derken o kimliklerin egosuyla hayatımıza biraz daha fantezi katma aşamasında kalırsak, hem aynı çemberi yaşamaya devam etmek, hem de bu sefer de büyük sınavın başka derslerinden sınıfta kalma olasılığımız artar. Bu yüzden tüm regresyon denemelerinde dikkatimizi, öğrenmemiz gereken ruhsal bilgiye yöneltmek zorundayız, hikayenin fantastik yanına değil…

Regresyon sırasında girdiğimiz üç bilgi havuzu alanının hangisinde bizim için gerekli bilgi varsa o havuza dalarız. En kısa ve anlaşılır yolu hangi havuzdan sağlıyorsa sistem size o havuzu açmayı seçer. “Ama ben geçmiş yaşamımı görmedimki, çocukluğumdaki bildiğim bir olaya gittim” deyip tatmin olmayan pek çok vaka ile karşılaştım.

Hipnotik bir durumda olmanız gerektiği için regresyonun bir uzman ile yapılması uygundur. Buna rağmen kendi kendinize de regresyon deneyimleri yaşamanız mümkündür. Çoğu zaman rüya boyutunda gerçekleşir bu deneyimler.Regresyona girebilmek için lineer zihnin askıya alınması, zaman akışının algısının değişmesi gerekir. Bu sırada beynin kimyası ve dalga frekansının farklılaşması şarttır. Zaman algısını gerçekleştiren nöronlar devre dışı kalır ve bütünsel zaman içine girersiniz.

Varlık alanımız içinde, enerjisel boyutta tüm zamanların ve tüm bilgilerin tabakaları vardır. Bedenimizin enerji alanı içinde, tüm zamanlarımızın var olduğunu medyumlar ve enerji okuma üstatları gayet iyi bilirler. Bu bilgilere seçim yaparak bilinçli olarak ulaşmak istiyorsanız kullanacağınız teknik, “nefes” olmalıdır.  Nefes ile bedeninizin manyetik alanına hâkim olduğunuzda oluşturduğunuz Torus manyetiği, size zamanların kapısını açar. Tüm yaşam deneyimlerimizin Torus alanımızda mevcut olduğu bilgisi aslında eski bir bilgidir.

Torus Alanı

Ben Regresyon çalışmasını nasıl yapıyorum?

Ruhun deneyimleri ve Regresyon terapisi hakkındaki merakım, araştırmalarım ve bilgilerim ile rüyalarımda öğretilen bilgiler vakti geldiğinde bunu deneyimleme kapısını bana açmıştır. Regresyon terapisini özel nefes tekniğim olan “Torus Nefesi” ile uyguluyorum. Torus bilgisi için sayfamda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz, ya da arama motorunuza “Torus” yazdığınızda pek çok kaynakta yine benimle karşılaşabilirsiniz. Şaşırmayınız…

Diğer regresyon yöntemlerinden ve akımlarından farklı olarak, bu çalışma sırasında eğer bireyin bilinci ve erki hazırsa, benim “zaman vakumlaması” dediğim bir olay gerçekleşebiliyor. Uygulama sırasında o hikayenin zaman realitesini kapatıp şimdiki zamanınıza çekiyorsunuz. Zaman vakumlaması dışında, manyetik alanınızın bütününe hakim olduğunuz o anda bir şifa kodlaması ya da DNA aktivasyonu da yapabiliyorsunuz.  Tüm bu etki yöntemleri sonucunda özbilgi haline getirebildiğiniz bir sorunu aşmanız ve şifalanmanız da kaçınılmaz oluyor…

Uyguladığım bu özel yöntemi, kendinizde bireysel çalışma yapmak için ya da öğrenmek ve başkalarına da uygulamak için bana ulaşabilirsiniz…

Hiç bir öğretiye ya da regresyon ile ilgili dünyadaki akımların hiç birine bağlı değilim, çalışma yöntemim tamamen bana aittir, benden öğrendiğiniz regresyon terapisi ile ilgili isteyeceğiniz ve alacağınız bir belgenin hiç bir kurumsal akreditesi yoktur, dünyadaki tüm benzerlerinin de olduğu gibi… Zira regresyon, çok sıradışı bir konudur, bilinen katı bilim henüz bu konuyu özümsememiştir.

Nesrin Dabağlar

İletişim için 0539 509 23 13

Sharing is caring!