Nefesin Geometrisi

Arayışınız Işığınızdır

Nefesin Geometrisi

19 Şubat 2019 İletişim 0

Beden bir bütündür ama bölgeleri, sistemleri, organları vardır. Bedenin iradi yöneticisi beyin, en temel olarak sağ-sol lob olarak ikiye ayrılır. Beden yanları itibariyle çapraz bağlantıyla beyine bağlanır, yani sol beden sağ loba, sağ beden sol loba bağlıdır. Gözlerden burundan başlayarak ayak uçlarına kadar bedeni ikiye bölen bu sistem yanlarımızı birbirinden ayrı hareket ettirebilmemiz için gereklidir. Diğer yandan bedende yukarıdan aşağıya doğru başka bir ikiye ayrılma daha vardır. Akciğerlerin altından başlayan, organ sistemlerimizin çoğunu içine alan başka bir bölünme daha vardır ki bu da diyafram kasıyla bölünmesidir. Diyafram altı bölgede organ sistemlerimizin sayısı daha fazla ve önemlidir. Kuyruk sokumuna kadar merkezi bir hatla inen, ayak uzantılarıyla devam eden alt bedenimiz mevcut.

Bu durumda bedeni silindirik bir form olarak düşünürsek, dört ayrı çeyrekten oluşan bir bölünme olduğunu görürüz. Bu dört bölümü; Sağ üst- sağ alt- sol üst- sol alt diye isimlendirebiliriz. Sağ lob- sol lob ayrımını çok uzun bir süredir biliyorduk, aslında diyafram ile ayrılmasını da biliyorduk. Bilmediğimiz, yirmi yıl önce netleşen ve son beş yıldır araştırmalarda ayrıntıları gitgide daha çok açıklanan ikinci beyine sahip olduğumuz gerçeğidir. Bağırsaklarımızda üst beynimizde nöron sayısı kadar nörona sahip olan ikinci beyinin keşfi insan ve anatomisi konusunda önemli bir aşamadır. Bağırsak beyin savunma ve karar verme yetkisine sahiptir. Bizim korteks beyinle verdiğimizi sandığımız iradi kararlarımızın çoğunu aslında bağırsak beyinden gelen uyaranlara göre veririz. En sade tanımla, düşünen beyin kendisini şef zannetme yanılgısındadır ve asıl şef gizemli ve saklı lider İkinci beyindir.

Dört Bölümlü Beden

Dört Bölümlü Beden

Bu bölünmüş sistemler ile iletişim kurulması için, sinir sistemimiz de belirli bir geometriye sahiptir. Motor sinir sistemi ve otonom sinir sistemi olarak ikiye ayrılan sinir sistemimiz vardır. Kendiliğinden yönetim iletişimi sağlayan otonom sistem kendi içinde ikiye ayrılır. Sempatik sistem ve parasempatik sistem… O kadar muhteşem bir geometri ile bedeni sarar ki, sırlarını hala tam olarak keşfetmiş değiliz. Sempatik sistemin beyinden başlayan ağı boyundan aşağıya doğru omur omur çift yanlı olarak dağılır. Parasempatik sistem ise boyunda oluşan ana bir düğümle başlayarak omurlarda dağılmadan direk diyafram bölgesine bağlanır. Mide arkasından giren bu sinire Vagus denir. Vagus siniri o bölgeyi merkez kabul ederek tüm bedene küresel olarak ağ oluşturmuştur. Yani üst beyin dışında ikinci bir ana merkezden dağılan küresel bir ağ mevcuttur. Bu durum iki tane komuta merkezi olan muhteşem bir yapıyı tanımlar.

Sempatik-Parasempatik

Sempatik-Parasempatik

Evet, bedenin sağ yan, sol yan farkındalığı olduğu gibi, alt yan üst yan farkındalığı mevcuttur.

Biz baş bölgesi bilinç farkındalığı nedeniyle üst bölgeye yönelmiş bir kullanım içinde oluruz. Bu yüzden bebeklikten başlayarak bilinç arttıkça üst akciğer nefesi kullanımına geçeriz. Ve üst akciğer nefesi, hacmi ve özellikleri nedeniyle bizim bütün varlığımızın farkındalığına ve hakimiyetine ulaşmamızı sağlayamaz. Nedenlerini birazdan ayrıntılandıracağız.

Bu geçiş sırasında hafıza kayıtları çok belirleyicidir. Yaşamın akışında hangi olaylardan hangi duygusallıktan etkilendiysek kimlik yapımız ve psikolojimiz ona göre bir harita oluşturur. Ve harita arazinin kendisi değildir. Bizler büyürken arazimizi kaybederiz ve haritasına odaklanırız. Kaygı, korku, öfke, kızgınlık, kırgınlık, stres duygularıyla kurduğumuz binalar yani inançlar yapaydır ve kalıplar içerir. Buna mecbur muyuz evet, mecburuz, yaşamak için kalıplar oluşturmalıyız, ama kalıpların esiri olmaya başladığımızı görünce kaybettiğimiz gerçek arazimizi hissetme ihtiyacı duyarız. Kendini arayışa doğru yönelen insan modelinin açıklaması budur. Kendi eksik parçalarını tekrar biraraya getirmeye çalışmak, gergin, mutsuz, saldırgan, korkan, öfkeli, kırgın modern insanın arayışıdır.

Kayıp Parçalar

Kayıp Parçalar Acıtır

Arayışlarda çok değişik beklentiler, tanımlar olması çok doğaldır ama bedenin geometrisi içinde insan, aslında belki sağ at yanını, belki sol alt yanını kendi varlığına katmaya, hissetmeye, ihmal ettiği o parçasını bulmaya çalışmaktadır. İçinde hissettiği yokluk acısı, dışarıdaki herhangi bir şeyin yokluğu değildir, kendi varlığının eksik çeyreği, eksik parçasıdır.

Bu neden böyle olmuştur, bir bakalım şimdi. Otonom sistemin, Parasempatik ve sempatik sistem diye ikiye ayrılması aslında bir görev bölümüdür, birbirinin zıddı iki yeteneğe sahiptir bu sistemler. En güzel sembolüyle dişi ve erildir, ay ve güneştir, gece ve gündüzdür, akıl ve sevgidir, savaş ve barıştır, yin ve yangdır. İkisi de tek başına eksiktir, birbirleriyle bütünleşebilirler ve birlikte çalıştıklarında ancak yaratım gerçekleşir. Bu sistemlerin kimyasal işaret fişekleri vardır. Parasempatik sistemin asetilkolin adı verilen ana nörotransmitteri, huzuru genişlemeyi bütünleşmeyi, şifayı gerçekleştiren çok önemli bir kimyasaldır. Gece uykuda iken çok etkilidir ve bedeni şifalandırır. Sempatik sistem ise adrenalin temelli kimya üretir. Hareket, eylem ve aksiyon üretir ve gündüz daha aktiftir.

Ay ve Güneş

Ay ve Güneş

Bu kimyasallar bedeni de paylaşmışlardır aslında yön ve yan olarak. Parasempatik sistem ağı bağlantıları nedeniyle alt bedeni, sempatik sistem ise üst bedeni temsil eder diyebiliriz.

Tüm bu bilgilerden gördüğümüz şudur ki, bedenimiz tüm işlemleri gerçekleştirmek üzere görev bölümü yapan, bölünmüş bir geometriye sahiptir. Peki, bu durumu yöneten iki ayrı komuta merkezi olduğunu artık öğrendik. İki ayrı komuta merkezinden yönetilen bir komplekste neler olur? Herhangi bir yan sadece kendisinin lider olduğunu söyler ve baskı yaparsa çatışma çıkar tabi ki… İşte bedenimizde olan tam da budur, eril ve üst yan daima baskın çıkmaz ister ki, buna aslında zihin ve zihnin kalıpları diyebiliriz. Nefesimizde bunun işareti de üst akciğer nefesi almamızdır. Çünkü üst akciğer nefesi, yoğun olarak sempatik sistemi enerjilendirir.

Tersi de mümkündür ki, nefsani ve güdüsel davranışlı kişilik yapılarındaki kontrolsüzlük bu durumu işaret ediyor olabilir. Bu durumda bu kişi alt beden nefesleri mi alıyor diye sorarsanız, işte bu noktada cevabım sizi şaşırtabilir.

Nefesin alt bedende olduğu doğrudur ama genellikle mide bölgesinde ileriye geri doğru lineer olarak şişen bir nefestir bu. Zira bu noktada bedende öyle bir sır vardır ki, bu sır ile kişi alt beden nefesini bütünsel olarak 360 derece genişleyen bir alan içinde alabiliyorsa nefsaniyetinin kontrolüne sahip demektir. Bedenin alt yanında saklı olan, bu mekaniğin teknik açıklamaları çok uzundur. Ama tek kelimelik bir cevabı vardır yine de: PSOAS kası...

Tek bir idare merkezine bağlamanın bir yolu ve sırrı var mıdır peki?

Evet, bütüncül irade ve dengeli ruh beden yapısına engel olan iki ayrı yan çatışmasını durduracak ve engel olacak üçüncü bir merkez vardır ki, o da KALP’tir. Bir elmayı dörde bölmüşsünüz gibi, her bir yanlara doğru düşen parçaları toplayacak merkez, KLP köküyle arapçada ve diğer kadim dillerin alfabesinde klup, kalp diye adlandırılır ve insan bedenindeki en yüce merkezdir. Çünkü Kozmik bir merkeze bağlıdır ve insanı aklı ile güdüleri arasında gidip gelmekten kurtarır. Bu bağlantının varlığını kutsal metinler çoklukla anlatır.

Bedenin Güç ve Görme Merkezi Kalptir

Bedenin Güç ve Görme Merkezi Kalptir

Bu noktada bilimde çok yeni olan başka bir bilgi daha verelim. Bizler bedenimizde üçüncü bir beyine sahibiz, üstelik bu beyin şaşırtıcı yüksek bir manyetik alan yayıyor. Kalbin yapısında çok fazla nöron olduğu ve bedenle dört ayrı şekilde iletişim kurduğu son yılların muhteşem bilgisidir.

Bu bilgiler sonucunda bedenimize bakarken oluşan resim şudur: dört ayrı çeyreğin merkezinde geometrik olarak bulunan merkez, kalptir.

Bu geometriyi nefes için nasıl kullanacağız?

Tüm bedenimizi saran, her bir uzaklığa kinetik olarak ulaşan, küre gibi 360 derecelik açıyla açılan bir nefes alacağız. Bu nefes alışın başlangıç noktası da kalbimiz olacak. Başlangıç olarak kalpten yola çıktığımızda, üst beden ve alt beden, sağ beden ya da sol bedende eksik ya da geride kalan, baskılanan, ihmal edilen hiç bir sistem kalmaz. Çünkü beden sistemimiz bu potansiyele göre yaratılmıştır. Kalp kapısının, kalp gözünün açılması ile kastedilen kamil insan, bedeniyle de nefesiyle de değişen ve içindeki özü duyan insandır.

Denge

Denge

Özüyle bütünleşen insan, ne zihninin, egosunun tuzaklarına düşer, ne nefsaniyetine yenilir. Ruhsal çöküntü yaşamaz, acılar ve üzüntüler karşısında yok olmaz, dayanıklıdır, her an akan sevgi pınarıdır. Sevgisi koşullara bağlı olarak değil, sadece var olduğunun şükrüyle akar.

Nesrin Dabağlar

İletişim: 0539 5092313

Sharing is caring!